“Din Kültürü” ve “Ahlak Bilgisi”

Dini inançların pek çoğu öldükten sonra ayrı bir yaşam vaadeder. Bu inançlara göre yaşamımız boyunca gerçekleştirdiğimiz iyi ve kötü davranışların tümü, ölümden sonra var olduğu iddia edilen yaşamda karşılık bulacaktır. İslamiyet inancına göre insanlık, bu karşılıkları cehennem ve cennet olduğu yazılan yerlerde alacak, İslamiyet inancına aykırı davranış sergileyen insanların bu davranışları cehennemde belli bir ceza ile karşılık bulacaktır.

Bir genelleme yapmamakla beraber, dünya genelinde İslamiyet inancına sahip insanlara bakıldığı zaman çoğunun, hayatlarını vaadedilen “ölüm sonrası hayatı” için yaşadığı görülür. Öbür dünyanın bir anlamda anahtarı denilebilecek bir takım dini gereklilikler insanların hayatına tamamen işlemiş ve insanlar için bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Bu durumda bu insanlar için, bir yandan hayatlarını sürdürürken diğer yandan ölüm sonrası hayata endeksli olarak yaşamaktadırlar dersek hata yapmış olmayız. İnancın etkisinin bu denli yüksek olduğu bu insanlar için bu tarz bir yaşam biçimi bir anlamda normal –kendi görüşlerine göre tutarlı– karşılanabilir. Nitekim her insanın hedeflediği ve benimsediği bir yaşam biçimi ve bu hedefleri doğrultusunda şekillendirdiği bir hayatı vardır. Bir başkasına zararı olmadığı müddetçe, insanın, dini inançlarını kendi yaşam biçimine empoze etmesinde ve yaşamını öbür dünyaya göre biçimlendirmesinde bir sakınca yoktur.

Makyaj, Topuklu Ayakkabı ve Türban

Soru: Kadınlar neden makyaj yapar?

Kadınların makyaj yapmalarına, en azından güzellik ürünleri kullanımına eğilimli olmalarına sebep olan pek çok etken olduğu söylenir. Erkeklerin pek çoğu kadınların kendileri için makyaj yaptıklarını söylerler. Buna göre kadının makyaj yapmasındaki temel sebep, erkeğe olan hoş görünme arzusu veya kendini erkeğe beğendirme eğilimidir. Kadınların büyük bir çoğunluğu ise buna şiddetle karşı çıkar. Onlara göre hiçbir kadın bir erkek için makyaj yapmaz; onlar aslında makyajı kendileri için yaparlar. Bu sayede kendilerini iyi hissettiklerini söylerler. Üstelik beynin makyaj karşısındaki faaliyetlerine yönelik bir takım bilimsel araştırmalar da bu söylediklerini doğrular niteliktedir. Kimilerine göre ise kadınların hemcinslerinden iltifat alması, onların hoşlarına giden bir durum teşkil etmektedir. Bu görüşe göre, kadınlar aslında daha çok hemcinsleri için makyaj yaparlar. Bu durumun temelinde rekabet olgusu vardır ve bu olgu kıskançlık duygusuyla beraber, birbirlerine karşı olan güzel görünme isteğiyle sonuçlanır.

Ancak sebep ne olursa olsun, dozunda bir makyajın kadının güzelliğini ortaya çıkardığı herkes tarafından kabul edilebilir bir olgudur.

Samimiyet-Samimiyetsizlik Yelpazesinde İnancın Yeri

Din eksenli inançlar, kendi öğretileri ve buyrukları doğrultusunda yol göstericidirler:

Şunları yapma zorunluluğunuz yok; ancak bunları yapmak zorundasınız. O tür davranışlardan ise kesinlikle kaçınmalısınız

gibi. Bu emredilenler, kimine göre iyiyi, güzeli temsil eder. Kimi ise mantık dışı ve benimsenemeyecek ölçüde geçersiz bulur bu öğretileri. Ancak şu bir gerçektir ki, bu öğretiler içerisinde insanların gerek bireysel yaşayışlarına gerekse toplu yaşantılarına olumlu yönde etki eden pek çokları mevcuttur. Üstelik bu öğretilerden evrensel olarak kabul görmüş olanları da vardır. Bunlar; insanların bireysel yaşamlarını, bireyler topluluğu olarak yaşantılarını, doğayla ve diğer canlılarla olan iletişimlerini bilimsel ve ahlaki temeller düzeyinde olumlu yönde etkileyen normlardır. Daha da fazlası, bunlar öyle genel kabul görmüş normlardır ki; din ayrımı, inanç ayrımı gözetmez. Günlük yaşantımızda gerek ahlaki olarak gerekse bilimsel doğruluğu kabul görmüş ve yerine getirmemiz gereken çeşitli davranışlar ve eylemler mevcuttur. Bu davranış ve eylemlerin bir gereklilik olması ile birlikte bir A dini tarafından inançlılarına buyrulmasının yanı sıra aynı zamanda bambaşka bir B dini tarafından da buyrulabilir. Hatta ve hatta bu davranış veya eylem herhangi bir dine inanmayan bir kimse tarafından bile kabul görebilir. Örneğin temiz olmak sağlığımız için bilimsel açıdan bir gereklilik, ahlaki açıdan karşımızdaki insana karşı bir sorumluluk, islamiyet inancında ise imandan gelen bir eylemdir. Zaten doğru olan bir kabulün farklı bakış açılarına göre de doğruluğunu koruması gayet normaldir. Farklı kültürlere, farklı adetlere, hatta farklı inançlara sahip insanların bir arada yaşayabilmelerini sağlayan temel etkenler de bunlardır.

Arama
RSS
Beni yukari isinla