Samimiyet-Samimiyetsizlik Yelpazesinde İnancın Yeri

Din eksenli inançlar, kendi öğretileri ve buyrukları doğrultusunda yol göstericidirler:

Şunları yapma zorunluluğunuz yok; ancak bunları yapmak zorundasınız. O tür davranışlardan ise kesinlikle kaçınmalısınız

gibi. Bu emredilenler, kimine göre iyiyi, güzeli temsil eder. Kimi ise mantık dışı ve benimsenemeyecek ölçüde geçersiz bulur bu öğretileri. Ancak şu bir gerçektir ki, bu öğretiler içerisinde insanların gerek bireysel yaşayışlarına gerekse toplu yaşantılarına olumlu yönde etki eden pek çokları mevcuttur. Üstelik bu öğretilerden evrensel olarak kabul görmüş olanları da vardır. Bunlar; insanların bireysel yaşamlarını, bireyler topluluğu olarak yaşantılarını, doğayla ve diğer canlılarla olan iletişimlerini bilimsel ve ahlaki temeller düzeyinde olumlu yönde etkileyen normlardır. Daha da fazlası, bunlar öyle genel kabul görmüş normlardır ki; din ayrımı, inanç ayrımı gözetmez. Günlük yaşantımızda gerek ahlaki olarak gerekse bilimsel doğruluğu kabul görmüş ve yerine getirmemiz gereken çeşitli davranışlar ve eylemler mevcuttur. Bu davranış ve eylemlerin bir gereklilik olması ile birlikte bir A dini tarafından inançlılarına buyrulmasının yanı sıra aynı zamanda bambaşka bir B dini tarafından da buyrulabilir. Hatta ve hatta bu davranış veya eylem herhangi bir dine inanmayan bir kimse tarafından bile kabul görebilir. Örneğin temiz olmak sağlığımız için bilimsel açıdan bir gereklilik, ahlaki açıdan karşımızdaki insana karşı bir sorumluluk, islamiyet inancında ise imandan gelen bir eylemdir. Zaten doğru olan bir kabulün farklı bakış açılarına göre de doğruluğunu koruması gayet normaldir. Farklı kültürlere, farklı adetlere, hatta farklı inançlara sahip insanların bir arada yaşayabilmelerini sağlayan temel etkenler de bunlardır.

Arama
RSS
Beni yukari isinla