“Din Kültürü” ve “Ahlak Bilgisi”

Dini inançların pek çoğu öldükten sonra ayrı bir yaşam vaadeder. Bu inançlara göre yaşamımız boyunca gerçekleştirdiğimiz iyi ve kötü davranışların tümü, ölümden sonra var olduğu iddia edilen yaşamda karşılık bulacaktır. İslamiyet inancına göre insanlık, bu karşılıkları cehennem ve cennet olduğu yazılan yerlerde alacak, İslamiyet inancına aykırı davranış sergileyen insanların bu davranışları cehennemde belli bir ceza ile karşılık bulacaktır.

Bir genelleme yapmamakla beraber, dünya genelinde İslamiyet inancına sahip insanlara bakıldığı zaman çoğunun, hayatlarını vaadedilen “ölüm sonrası hayatı” için yaşadığı görülür. Öbür dünyanın bir anlamda anahtarı denilebilecek bir takım dini gereklilikler insanların hayatına tamamen işlemiş ve insanlar için bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Bu durumda bu insanlar için, bir yandan hayatlarını sürdürürken diğer yandan ölüm sonrası hayata endeksli olarak yaşamaktadırlar dersek hata yapmış olmayız. İnancın etkisinin bu denli yüksek olduğu bu insanlar için bu tarz bir yaşam biçimi bir anlamda normal –kendi görüşlerine göre tutarlı– karşılanabilir. Nitekim her insanın hedeflediği ve benimsediği bir yaşam biçimi ve bu hedefleri doğrultusunda şekillendirdiği bir hayatı vardır. Bir başkasına zararı olmadığı müddetçe, insanın, dini inançlarını kendi yaşam biçimine empoze etmesinde ve yaşamını öbür dünyaya göre biçimlendirmesinde bir sakınca yoktur. Pekâla her insan, bir başkasına olumsuz bir müdahelede bulunmadığı müddetçe dilediği hayatı yaşamakta özgürdür. Bu durumda inançlarını hayatlarıyla bütünleştirmiş ve bu tarz bir yaşam biçimini bensimemiş bu insanlar için sorulacak soru şudur: İnsanların, inançlarının kendilerine emrettiği davranışları sergilerken göstermiş oldukları tutumları ne derece içtendir, ne derece samimidir?

Bu sorunun yanıtını şu şekilde yanıtlayacağım. Ancak ilk olarak Kuran’dan bir alıntıyı okumanızı rica ediyorum:

Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Allah, adaleti ayakta tutanları sever.” (*)

Yani bu alıntıya göre Allah; din uğruna sizlerle savaşmayan, sizleri ötekileştirmeyen, sizleri dışlamayan, yok saymayan insanlara iyilik yapmanızı, onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz. Aksine onlara karşı adaletli olmanızı ister, zira Allah adaletli davrananları sever. Öbür taraftan, bu sadece bir emirdir; dinin 5 şartından biri değildir, cennetin anahtarı pozisyonundaki bir buyruk değildir, İslamiyet’in olmazsa olmazlarından biri değildir, İslamiyet’in temel dinamiklerini oluşturan bir emir değildir. Fakat söz konusu emrin güzel bir anlamı içerdiği su götürmez bir gerçektir. Dolayısıyla bir emir olmasının yanı sıra, insanlık adına uygulanması gereken bir gerçektir.

Dikkat edilmesi gereken husus tam da bu noktadadır: Kuran’da yer alan yukarıdaki alıntının bir an için cennetin anahtarı niteliğinde olduğunu, yani olmazsa olmazlardan biri olduğunu varsayalım. Eğer bu emir, bu vasıflara sahip bir olmazsa olmaz durumunda olsaydı o zaman ne olurdu? Hemen yanıtlayalım; o zaman insanların, kendi inançlarına mensup olmayan kişilere karşı düşünce ve davranışlarının ılımlı, iyimser ve dostane bir biçimde olması beklenirdi (zira bu insanların İslam’ı bir hayat biçimi olarak ele aldıklarını ve cennet vaadiyle yaşadıklarını ikinci paragrafta belirtmiştim). Oysa günümüzde -ne yazık ki- bu şekilde değildir! Aksine günümüzde farklı dine mensup insanlardan tutun, inançsız insanlara kadar inanç merkezli bir ötekileştirme olduğu aşikârdır. O halde Kuran’dan yaptığım bu alıntının, cennetin anahtarı olması varsayımı ve bunun sonucu olarak inançlıların davranışlarında gerçekleşecek değişim, samimi bir değişim olmayacaktı. Bir başka deyişle bu varsayım, bize, insanların çoğunluğunun din altındaki emirleri, içlerinden gelen bir hisle değil, öbür dünya vaadiyle gerçekleştirdiklerini ve bu vesileyle bir samimiyetsizlik örneği sergilediklerini gösterir. Bu ise ikinci paragrafın sonunda yönelttiğim sorunun cevabıdır.

Sorulacak ikinci soru ise samimiyetsizlik hakkındadır. Samimiyetsizlik ne demektir? Samimi olmamak neye yol açar? Bir insanın samimiyetsiz olması, beraberinde, söz konusu iyi bir davranışı bir çıkar doğrultusunda –mesela para kazanmak uğruna ya da bir menfaat elde etmek veya cennete gitmek uğruna– yerine getirmesi anlamına gelir. Çıkarlar doğrultusunda hareket eden kişilerin düşünceleri ile davranışları arasında ikilemler vardır. İkilemler yaşayan insanlar kendisine karşı dürüst olmayan, olamayan insanlardır. Kendine dürüst olmayan veya olamayan insanlar, çevrelerine de dürüst olmaz veya olamazlar. Çevresine dürüst olmayan bir insandan, “ahlak” başlığı altında herhangi bir davranış beklenemez. Bu bağlamda söz konusu şahıstan ahlaka uygun bir davranış beklemek hata olur. İşte bu zincir, samimiyetsizliği ahlak olgusunun yoksunluğuna bağlayan bir zincirdir. Samimiyetsizliğin bir dizi mantıksal önerme ile ahlaksızlığa denk olduğunun bir göstergesidir.

Şu halde sorulacak üçüncü soru şudur: Ahlak olgusunu, din kavramı altında kendi inancının tekeline almaya çalışan fakat öbür yandan üçüncü paragrafta belirttiğim kutsal kitaplarındaki alıntıya uymayıp ötekileştirme politikası güden bu insanlar; ahlak unsurunu ne derece içlerinde barındırırlar ya da ahlak konusunda ne derece tartışmaya değerlerdir? Bu kişilerin din kültürü, ahlak bilgileriyle ne derece örtüşmektedir?

(*) Mümtehine suresi, 8. ayet. (Çeviri: Yaşar Nuri ÖZTÜRK)

 

Benzer Yazılar

Yorumlar

  • Muhammed , 23 Temmuz 2015 - 00:46

    Kuranda her söylenildn şey islamda olmazsa olmazı dır . Bir müslüman kurana uymalı ve ona göre hareket etmeli sadece bir ayetle koca toplumum nasıl hareket ettririlecegını acıklayamassın bana o ayetin oncesi ve sonrası okunmalı farkı farklı surelerden bilgi toplanmalı en son olarak te ortaya bir yorum konulup tevsir yapılmalıdır yani siz ne derseniz diyin kur an icin ömrünü vermiş kişilerin ortays attıgı tevsirde yazan yorum aman kaymasın farklı yone yoksa öbür tarafımı bitiririm korkusuyla yazan insanlarınkinimi okumalı yoksa sizin sadece 1 ayet ile örnek verdiniz konuyumu okumalı karar sizin ?

    Cevapla
    • Cem , 03 Eylül 2015 - 00:14

      Merhaba,

      İdeal Müslümanlıktan bahsediyor olmalısınız. Oysa ben bununla ilgilenmiyorum. Beni ilgilendiren ideal Müslümanlıktan ziyade insanların ne uygulayıp, düşüncelerini toplum denen birlikte yaşadığımız bu ortama nasıl yansıttıklarıdır. Zira biz aynı toplum içerisinde hep birlikte yaşıyoruz ve dolayısıyla insanların sergilediği eylemler ve bir takım samimiyetsizlikler beni (ve hatta sizi de) olumsuz yönde direk veya dolaylı olarak etkileyebilir. Biz buna bir toplumun yozlaşması diyoruz. İşte bu yüzden siz de taktir edersiniz ki bir arada yaşadığım insanların sergilediği çelişkileri eleştirmek benim hakkımdır ki bu yazının da esasında asıl amacı budur.

      İkincisi bu yazıda (veya diğerlerinde) inançlara, kutsal kitaplara bir eleştiride bulunmadım. Sizin belirttiğiniz gibi bu kitapların tefsirlerini yapanlarla kendimi mukayese etme gibi bir gayem de olmadı. Aksine yazıdaki amacım bu tarz “iyilik” içeren cümleleri referans alan bazı insanların zaman zaman sergilediği samimiyetsizlikleri dile getirmektir ki bunu da bir örnek ile açıkladım (siz de taktir edersiniz ki bu konuda pek çok örnek verilebilir ancak amaç, aktarmak istediğim düşünceyi örneklemektir). Dolayısıyla hedefimde inançlar veya onun dokunulmazları değil, kişiler vardır. Elbette benim düşüncelerim yerine bahsettiğiniz kimselerin tefsirlerini okuyup, onların fikirlerini dikkate almakta serbestsiniz. Ancak inancınızı yaşamakla birlikte temennim, inanç adı altında yapılan samimiyetsizlikleri ve sahtekarlıkları eleştirebilecek cesareti kendinizde bulmanızdır.

      Cevapla

Yorum Yazın

Şu elementleri kullanabilirsiniz : <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Arama
RSS
Beni yukari isinla